SON SAYI
Temmuz-Ağustos sayımız yayındadır, satın alıp dijital okumak için buraya tıklayınız.
TURUNCU DERGİ
No Result
View All Result
TURUNCUMOD
Dergilerim
Hesabım
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
Lookbook
Blog
Dergiler
Abone Ol
TURUNCU DERGİ
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
No Result
View All Result
TURUNCU DERGİ
No Result
View All Result
Home Röportaj Genel Yazarlar Röportaj

“Kendimi çoğu zaman sektörde yanlışlıkla bir erkek kahvesine adım atmış gibi hissediyorum”

Turuncu Dergisi by Turuncu Dergisi
Aralık 2, 2020
9 min read
0 0
0
“Kendimi çoğu zaman sektörde yanlışlıkla bir erkek kahvesine adım atmış gibi hissediyorum”

  Kovan Filmi ile pekçok festivalde ödül alan yönetmen Eylem Kaftan sektördeki erkek egemenliğini şu cümlelerle anlatıyor: “Filmlerde anlatılan hikayeler çoğunlukla erkeklerin hikayeleri. Film yapabilenlerin çoğunluğu erkek olduğu için bu anlaşılabilir bir durum. Kadınlara bakışları genellikle yüzeysel ve çok dışarıdan.  Artık biraz da kadınları kadınlar anlatsın. Erkekleri de kadınlar anlatsın”

Eylem Kaftan… Boğaziçi Üniversitesinden sinemaya uzanan farklı bir hikayenin baş aktörü. Yönetmenliğini yaptığı Kovan Filmiyle kendinden başarıyla bahsettiren isim. Filmleri izliyoruz, kahramanlarından bahsediyoruz. Çoğu kez kendimize benzetiyoruz. Ya yönetmenleri… O kurguyu, atmosferi bize yaşatan, duygularımızı tek tek açığa çıkartan yönetmenlerin sahne arkasında neler var? Kovan Filminin Ayşe’si mesela. Eylem Hanım hangi hikayelerle biriktirdi Ayşe’yi? Hayatın neresinde kaç Ayşe’ye ayna tuttu? Eylem Kaftan ile yönetmenlikten başlayarak hayata dair anlamlı bir söyleşi yaptık. Kadın yönetmen olmaktan bal üreticiliğine kadar uzandı sohbetimiz. Filmler kadar hayatın perde arkasını da bizimle paylaştı Eylem Kaftan.

RELATED POSTS

Fobi çeşitleri

Eylül ayı sebze ve meyveleri

Birinci sınıfa başlayan çocuğa nasıl davranılmalı?

Eylem Kaftan kimdir?

İnsanın kendine dışarıdan bakması zor bir şey. Ama cevaplamaya çalışayım. Cevaplamaya çalışırken, eğitimim, özgeçmişim, eserlerim üstünden değil, daha içsel bir yerden cevaplamaya çalışacağım. Zira kendime ve insanlara bakarken onları kimlikleri üstünden değerlendirmek ya da yargılamanın doğru olmadığını düşünüyorum. Küçüklüğümden beri içimde sınırsız sayıda dünya var gibi hissediyorum. Bir yere kapansam bile, o dünyaların içinde yolculuklara çıkıyor, bundan tuhaf bir mutluluk duyuyorum. Kendimi bildim bileli beni en mutlu eden anlar doğayla kurduğum saf ilişkidir. Küçük bir sahil beldesinde geçen çocukluğumda, köpeğimle tek başıma okula giderken, çiçeklerle, ağaçlarla konuşur, onlara sevgi sözcükleri söylerdim. Sanırım film yapmak yeryüzüyle konuşmanın bir yolu.

Yeryüzü derken, sadece insanlar değil, ağaçlar, çiçekler, kediler, kuşlar da duysun. Film yapmak, eve, özümüze yolculuğun en güzel biçimlerinden biri. Filmlerim de biraz bunu anlatıyor sanırım.

Kadın yönetmen olarak sektörde yaşadığınız sıkıntılar oldu mu? Paylaşmak ister misiniz?

İnsanlara baktığımda erkek ya da kadın olmalarından ziyade, şahsiyetlerine, kişisel ahlak anlayışlarına, başkalarıyla kurduğu ilişkiye bakıyorum diyerek söze başlayayım. Maalesef kadın ya da erkek yönetmenin önünde bir sıfat olmamalı ama o günlere gelene kadar kat etmemiz gereken uzun bir yol var.  Çünkü hayatı algılayışımız üzerinde olağanüstü bir etkisi olan sinemada kadınların kamera önü ve arkasındaki varlığı yüzde on civarlarında. Bu evrende ve algımızda büyük bir dengesizlik yaratıyor. Kendimi çoğu zaman sektörde yanlışlıkla bir erkek kahvesine adım atmış gibi hissediyorum. Filmlerde anlatılan hikayeler çoğunlukla erkeklerin hikayeleri. Film yapabilenlerin çoğunluğu erkek olduğu için bu anlaşılabilir bir durum. Kadınlara bakışları genellikle yüzeysel ve çok dışarıdan.  Artık biraz da kadınları kadınlar anlatsın. Erkekleri de kadınlar anlatsın. Kadın izleyiciye de özdeşleşebileceği karakterler için şans tanımalıyız. Çok iyi kadın oyuncularımız var. ‘Bize rol yazın’ diye çığlık atıyorlar. Bu çığlığı duyalım artık. Bu demek değildir ki kadın olduğu için yönetmenler ödüllendirilsin. Ama farkındalık çok önemli. Toplumsal cinsiyet eğitiminin yaygınlaştırılması lazım. Aamir Khan’la ilgili nefis bir belgesel var. Hindistan’da kadınların nesneleştirildiği pek çok film üretiminde bir ‘alfa erkek’ olarak rol alıyor. Toplumsal cinsiyet eğitimi aldıktan sonra gözünün önündeki perdenin kalktığını söylüyor. Perde kalktıktan sonra kendisini cinsiyet eşitliğine adamış. Kadınlara yönelik şiddet üzerine kampanyalarda sözcü olmaya başlamış. Bütün bunlar eğitimle ilgili.

Bütün dünyada şu an rüzgar kadın yönetmenleri sahiplenmekten yana. Bu bir moda gibi siyaseten doğruculuk dalgasıyla kalıcı da olmayabilir. Ama Akademi mesela geçen sene çok eleştiri aldığı için, bu sene tüm dünyada kadın üyelere çağrı yaptı.

Benim sıkıntı yaşayıp yaşamadığıma gelince. Ben genel olarak olaylara hep pozitif tarafından baktığımdan, hatalarımdan ders çıkardığımdan, kadın olmanın başarılı olmamın önünde bir engel olduğunu düşünmedim hiç. Hepimiz bir şekilde kurban psikolojisini içselleştirdiğimiz için, kadın yönetmen olmayı bir dezavantaj olarak görürsek, kendi kendimize taş koymuş oluruz. Sektörde bıyık altından kadınları küçümseyenleri görelim ama bunun moralimizi bozmasına da izin vermeyelim. Bütün dünyada şu an rüzgar kadın yönetmenleri sahiplenmekten yana. Bu bir moda gibi siyaseten doğruculuk dalgasıyla kalıcı da olmayabilir. Ama Akademi mesela geçen sene çok eleştiri aldığı için, bu sene tüm dünyada kadın üyelere çağrı yaptı. Sektör tüm dünyada yeteneğin yanı sıra network, lobi ve güç üstünden de gittiği için birbirimizle dayanışma halinde olmalıyız.

Akıllı kadınların birbirlerinin kuyusunu kazan değil, birbirlerine destek olan kadınlar olduğunu düşünüyorum. Erkekler bu kadar dayanışırken, kadınların daha fazla dayanışma içinde olması lazım.

Kovan filminde,  inanılmaz bir kadın karakter var (Meryem Uzerli)  üzerine düşünülmüş..  Anneden kıza kalan sürdürülmesi gereken bir miras var… Arılarda da anaerkil bir işleyiş var..bu arılar ve karakterin hikayesi arasında harika bir uyum yaratıyor..  Bu size feminist bir film hissi veriyor mu?

Esinlendiğim karakter güçlü bir kadındı. Tabiatın içinde ayakta kalmaya, kovanlarını, annesinin mirasını korumaya çalışan bir kadın. Ama çok boyutlu bir karakter yaratmaya çalıştım, hatta bir anti kahraman yarattığımı düşünüyorum. Mağdur, ezilen bir kadın yaratmak kolaya kaçmak olurdu. Bu tarz ajitasyonlardan hoşlanmıyorum. O anlamda Meryem Uzerli’nin canlandırdığı Ayşe karakterinin Türkiye sinemasında pek rastlanmayan kompleks bir karakter olduğuna inanıyorum. Kovan’a post feminist film yakıştırması yapanlar oldu. Açıkcası hoşuma gitti ama herhangi bir kategoriye sokmanın filmi sınırlayacağını düşünürüm. Arıların dünyasını kraliçe arı yönetiyor. Erkek arıların döllemekten başka bir işlevi yok arıların dünyasında. Arı kolonilerinde tek görevleri ana arıyla çiftleşmek olan, bal üretmeyen arılardır. Bir kolonide tamamı dişi olan işçi arılara kıyasla az sayıda erkek arı bulunur. Erkek arıların iğnesi bulunmaz. İçine girdikçe insanı çok şaşırtan, kolektif bir yüksek aklın söz konusu olduğu, büyüleyici bir dünya arıların dünyası.

Doğa içinde dişilerin bu kadar yönettiği başka bir canlı türü var mı bilmiyorum. Bu metafor filmin anlam dünyasını çok zenginleştiren bir metafor olduğu için mutluyum.

Kovan’in hikayesi arıcılıkta uğraşan ve sizi etkileyen başka bir kadının hikayesinden ilham alınarak yazılıyor.  Ayşe karakterinde kendinizden bulduğunuz şeyler var mı?

Ayşe karakteri güçlü olmayı, başarılı olmayı hayatının merkezine koymuş bir karakter. Hayat amacına anlam yükleyen, iddialı şeyler yapmak isteyen, olayları kontrol etmeye çalışan. Ayşe’yi sevenler de oldu, ‘Ben olsam ben de öyle yapardım.’ diyenler de oldu. Ayşe’ye sinir olanlar da oldu. Bu da beni mutlu etti. Kendimde bulduğum şey herhalde en büyük korkum başkalarına ve başka canlılara zarar vermek olurdu. Ayşe arılarını ve kendi canını korumaya çalışırken, sadece başka canlılara zarar vermedi, aynı zamanda on yıllardır belli geleneklerle, belli bir denge yaratmış doğanın ve köyün de düzenini bozmuş oldu. Çevresindeki insanları dışarıdan gelmiş biri olarak, istemeden de olsa incitti. Bir anlamda habitatı bozmuş oldu. Modern insanın çelişkisi ve ikilemlerini yansıtıyor Ayşe. Ama sonradan vicdanı çok sızladı. Şarkıda söylendiği gibi ‘Hep sonradan gelir aklım başıma…’ Hatasını düzeltmeye çalışırken, yapması gereken en önemli şeyin kendine ve başkalarına dürüst olmak olduğunu gördü. O güçlü zırhının altında kırılganlığını gördüğü noktada  insanlarla daha sevgi dolu bir ilişki kurmaya başladı. Aslında hayatın büyük resmini anlatmaya çalıştım sıkıştırılmış zaman içinde, doğa ve yeryüzüyle de. Bunlar benim yaşam felsefemi yansıttığı için elbetteki kendimden kattığım şeylerdir. En nihayetinde, hangi acılar yaşanırsa yaşansın, hayata dair umutlu bir şeyler söyleyerek bitiriyorum filmi.

Bu ilk kurmacaniz, önceki çektiğiniz belgesel deneyimlerinizin bu filmin çekimlerinde yararı oldu mu?

Elbette. 20 yıldır belgeselde hiç bir profesyonel tecrübesi olmayan, hayatın içinden insanları kamera önünde doğal olabilmeleri konusunda yönlendirmeyi öğrendim. Bir konuya, konsepte odaklandığım zaman bütün konsantrasyonumu o konuya verir, o konuyu, hikayeyi her açıdan, ele almayı, araştırmayı denerim. Kovan’da da filmi çekmeden önce uzun bir araştırma süreci var. Defalarca bölgeye gittim, o dünyayı kurabilmek için gerçek insanlarla vakit geçirdim. Soba önlerinde geceler boyunca yapılmış muhabbetlerde çıkan hikayeler bana çok malzeme verdi. Karadenizin dağlarında pek çok arıcıyla arkadaş oldum. Arıcılara çıraklık yaptım. Kendim arıcılığı öğrenmeye çalıştım. Arılar tarafından sokula sokula arılarla iletişim kurmayı, onların titreşim dünyasına girebilmeyi öğrenmeye çalıştım. Konuyla ilgili yapılmış belgesellerden de çok beslendim.

Belgesel mi kurmaca mi sorusunu kurmaca olacak yanıtlıyorsunuz. Yaklaşık 21 yıllık bir belgesel yolculuğunuz var, ve bu ilk kurmaca filminiz.  Kurmaca da bu denli size cazip gelen şey nedir?

Kurmacaya girmeye cesaret etmek belki uzun zamanımı aldı. Ama girdikten sonra da insanın zihinsel yapısını kökten bir şekilde dönüştüren bir sürece girdiğimi anladım. Hayatı taklit etmek çok iddialı ve zor bir iş. İnandırıcı olmazsa bütün sistem çöküyor. Ama inandırıcı olduğu takdirde de olağanüstü bir özdeşleşme yaratıyor, inanılmaz sağaltıcı, dönüştürücü ve belki de şifalandırıcı bir gücü oluyor. Kurmacanın kendine özgü bir tılsımı var. Bu tılsım insanın kanında dolaşmaya başlayınca, hep özlemeye başlıyorsun. Ama belgeselin de benim için yeri çok ayrı.

Sinema bir çok disiplini bir arada kullanabileceğimiz bir disiplin, ve siz  felsefe bölümü mezunusunuz. Sinemaniz da felsefe biliminde beslendiniz mi?

Bu soru gelince mutlu oluyorum. Felsefe hayata ve insana dair derin sorular sormayı öğreten bir disiplin. Boğaziçi Üniversitesinde felsefe okuduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Her biri birbirinden değerli hocalarımızın bugün önlerinde saygıyla eğiliyorum. Sinema anlayışım büyük bir oranda felsefeden besleniyor. Bu doğrudur. Felsefe diğer disiplinlerinin üstünde, o disiplinlerin kendilerini de sorgulayan, üst sorular soran bir disiplin.

Bundan sonraki projelerinizden bahsetmek ister misiniz?

“Gerçek Bir Kadın” isimli yeni bir senaryo üstünde çalışıyorum. Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nden Senaryo Desteği aldı. Eskilerin hikâyesinin peşine düşerek, yeryüzünde kendine yer edinmeye çalışan bir genç kadının hikâyesi. Seçme hakkı olmayan kurban bir kadınla, seçimleri yüzünden öldürülmüş bir kadın ve sınırsız seçimler arasında bocalayan üç kuşak kadının hikayesi.

Sinema yapmak isteyen kadın sinemacilara ne söylemek istersiniz?

Öncelikle olarak içsel olarak çok güçlenmeye çalışsınlar. İç güçlerini sağlayacak araçlarlarla kendilerini donatsınlar. Mutlaka yanlarında zor zamanlarda yanlarında sağlam durabilecek, onlara inanan, sinema yolculuklarını destekleyen insanlar bulsunlar. Doğru ekip kurmaya önem versinler. Motivasyonları yüksek, olaylara güzel taraflarıyla bakan, güzel enerjili, sinema tutkusu yüksek insanlar olsun etraflarında. Kaynak ararken ‘ben’ diliyle değil, ‘biz’ diliyle konuşsunlar. Kaynak ve destek istedikleri insanların filmlerini sahiplenmelerini sağlasınlar. Eğer başkaları da filmi sahiplenir, kendilerine ait gibi görürlerse, o zaman çok daha kolay destek bulabilirler. Bir film yönetmenin dünyaya hediyesidir. Ama sadece yönetmene ait değildir. Bütün dünyaya aittir. Ne kadar filmlerini başkalarının da sahiplenmesini sağlarlarsa o kadar yolları açık olur.

ShareTweetPin
Turuncu Dergisi

Turuncu Dergisi

Related Posts

Fobi çeşitleri
Yaşam

Fobi çeşitleri

Eylül 1, 2023
Eylül ayı sebze ve meyveleri
Mutfak

Eylül ayı sebze ve meyveleri

Eylül 1, 2023
Birinci sınıfa başlayan çocuğa nasıl davranılmalı?
Yaşam

Birinci sınıfa başlayan çocuğa nasıl davranılmalı?

Eylül 1, 2023
Yeni Dekorasyon Fikirleri
Yaşam

Yeni Dekorasyon Fikirleri

Ağustos 31, 2023
Gece, bebeklerin uykusunun kesilmesine neden olan beş etken!
Yaşam

Gece, bebeklerin uykusunun kesilmesine neden olan beş etken!

Ağustos 31, 2023
İyot eksikliği nedir? Vücutta iyot eksikliği belirtileri nelerdir?
Yaşam

İyot eksikliği nedir? Vücutta iyot eksikliği belirtileri nelerdir?

Ağustos 31, 2023

Recommended Stories

Yalnız mısınız yoksa tek başına mı?

Yalnız mısınız yoksa tek başına mı?

Nisan 30, 2021
Hayal Dünyamda İsfahan Sokaklarında Dolaşıyorum

Hayal Dünyamda İsfahan Sokaklarında Dolaşıyorum

Mart 7, 2021
ÖDÜLLÜ YÖNETMEN AHMET ULUÇAY’IN EŞİ AYŞE ULUÇAY TURUNCU’YA KONUŞTU: “BENİ BAĞIŞLA BABA, SİNEMACI OLMAYA KESİN KARARLIYIM”

ÖDÜLLÜ YÖNETMEN AHMET ULUÇAY’IN EŞİ AYŞE ULUÇAY TURUNCU’YA KONUŞTU: “BENİ BAĞIŞLA BABA, SİNEMACI OLMAYA KESİN KARARLIYIM”

Aralık 12, 2020

Popular Stories

  • Çatalhöyük’ten bugüne Anadolu Motifleri ve anlamları

    Çatalhöyük’ten bugüne Anadolu Motifleri ve anlamları

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Cumhuriyet’in ilk kadın muhtarı ve bilinmeyen hikâyesi

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Küçük ev’ akımı Türkiye’de yaygınlaşıyor: Tiny House

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Gezilecek Yerler Var! İşte Kocaeli’de Görmeniz Gereken 10 Yer

    2 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Tuil dekor nasıl yapılır?

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
TURUNCU DERGİ

Turuncu dergisi Türkiye’nin hikayesini omuzlayan, ülkesinin kaderini kendi kaderi bilen nadir dergilerden. Doğruların ve yanlışların birbirine karıştığı, bilgi kirliliğinin hızla çoğaldığı bir süreçte Turuncu her sayfada iyiye ve doğruya dair yeni bir şeyler söyleme çabasında.

Son Yazılar

  • Tatlılarda şeker yerine kullanılabilecek alternatifler
  • Fobi çeşitleri
  • Sonbaharda tatile çıkmak için en keyifli 6 neden

Kategoriler

  • Anne&Çocuk
  • Astroloji
  • Ayşegül Akyüz Yahşi
  • Betül Tat
  • Dekorasyon
  • Dosya
  • Emine Kibar
  • Esra Öztürk
  • Fatma Akgün
  • Fatma Karaman Süslü
  • Feride Şimşek Benli
  • Gaye Yardımcı
  • Genel
  • Gülay Kurt
  • Gülşen Özer
  • Güzellik
  • Halime Tezcan Tosun
  • Hilal Güler
  • Hüseyin Karaca
  • Kadın Hikayeleri
  • Kültür&Sanat
  • Merve Kuş Mataracı
  • Moda
  • Moda&Stil
  • Muradiye Şimşek
  • Mutfak
  • Nuran Sözen
  • Nuriye Ataseven
  • Psikoloji
  • Röportaj
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Saliha Karaaslan
  • Seda Şişman
  • Senem Dinç
  • Seyahat&Tatil
  • Seyran Akdaş
  • Teknoloji
  • Tuğba Şahbaz
  • Tuğba Şahin
  • Ümmügülsüm Tat
  • Yaşam
  • Yasemin Batur
  • Yazarlar
  • Zahide Ceylan
  • Zehra Güveli
  • Zehranur Ceylan Demir
  • Zeliha Tamer

Sayfalar

  • Abonelik
  • Ana Sayfa
  • Dashboard
  • Dergiler
  • Gizlilik politikası
  • Hakkımızda
  • Hesabım
  • Mesafeli Satış Sözleşmesi
  • My Orders
  • Ödeme Sayfası
  • Sepetim
  • Store List
  • Teslimat ve İade
  • TURUNCUMOD
  • Yazarlar

© 2020 Powered by NONSTOP TECHNOLOGIES

No Result
View All Result
  • Hesabım
  • Dergilerim
  • Sağlık
  • Mutfak
  • Yaşam
  • Seyahat&Tatil
  • Kültür&Sanat
  • Dekorasyon
  • Kadın Hikayeleri
  • Anne&Çocuk
  • Yazarlar
  • Astroloji
  • Videolar
  • Üye Ol
  • Abone Ol
  • Dergiler
  • Psikoloji
  • Teknoloji
  • Güzellik

© 2020 Powered by NONSTOP TECHNOLOGIES

Tekrar hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz? Kayıt Ol

Yeni Hesap Oluştur

Kayıt olmak için formları doldurun

Tüm alanlar zorunludur. Giriş Yap

Parolanızı Kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş Yap

Add New Playlist

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
Go to mobile version